Şahmelek-Kitap Yorumu

şahmelekkkkk

Şahmelek, Müptela Yayınları

Yaralı bir aşkın hayaletiyle boğuşan bir adam ve onu koşulsuz, sorgusuz sualsiz, hiç durmadan, her an ve her yerde sevebilecek küçük bir kadının hikayesi Şahmelek

Kabusların uyumasına izin vermediği bir gecede İde’nin ipek geceliği ve çıplak ayaklarıyla, O’na, Aslan’a doğru gitmesiyle başlıyor her şey. Bir melodi duyuyor ve notaların onu çağırdığı yere gidiyor. Kuştüyü hafifliğindeki dokunuşlarını piyanoya bırakırken Aslan, bir nevi çığlık çığlığa aslında. Bir şeyler söylemeye çabalıyor, birileri onu duysun istiyor ama bu öyle zor ki… Etrafına kurduğu yıkılmaz duvarlardan geri kendisine dönüyor tüm çığlıkları ve Aslan kendi yankısında her gün biraz daha ruhunu öldürüyor.o

Sonra İde geliyor, neşesi, canlılığı ve tüm saflığı ve sadeliğinin yanında her şeyin farkında olmakla birlikte… Aslan onun güzel adamı oluyor, onu seviyor, yaralarını sarıyor ve dünyadaki en değerli oymuş gibi hissettiriyor.

Belki de bunların hepsi bir rüya!

Belkide değil. Aslan ve İde’nin aynı rüyayı görmesi, bu durumun doğurduğu sonuçlar, İde’nin Aslan’a doğru hızlı çekimi, Aslan’ın pes edişi ve onu gerçekten birinin sevebilecek olmasına inanması İde’nin saf sevgisinden kaynaklanıyor.

Aslında bu kadar naif değil yaşananlar…

Geçmişin izlerini hiç durmadan silmeye çalışan İde’ye karşılık, Aslan yepyeni yerlerden yepyeni yaralar açıyor Şahmeleğine… Onu kırıyor, incitiyor ama İde’nin ne yaşarsa yaşasın her zaman aşk diye yalvaran tatlı bir köşeciği var kalbinin kıyılarında… Sürekli o köşeciğe kulak veriyor ve kendisini yine telefonun başında Aslan’ın numarasını çevirirken buluyor. Aslan’ın tarafından bakılacak olursa, hastalıklı bir aşk bu. İyileşmiyor, iyileştiremiyor ama bu adamın acı verişi bile öyle güzel geliyor ki İde’nin gözüne, vazgeçmeyi aklının ucundan bile geçirmiyor.

Çelişkide kaldım bir çok yerde desem yalan olmaz. Naif ama can acıtıcı bir hikaye bu… Durağan ama nefes kesici… Hastalıklı ama bir yandan öyle temiz duygularla dolu ki…

“Sana aşık olacağım… Sen beni sevmek zorunda değilsin. Ama ben senin olacağım…” diyen bir kadın başrolden bahsediyoruz! Kareli pijamalarına aldırmadan Aslan’ın yanına koşa koşa giden bir kadın… Küçük ama kalbi kocaman! Bırakın Aslan’ı tüm sevgisi dünyaya bile yeter. Kocaman kalplerin bulunduğu pespembe bir dünya onunkisi hayatındaki tüm olumsuzluklara ve ailesinden uzakta geçirdiği günlere rağmen… Çocuk yanını susturmak istemiyor. Büyümek istemiyor. O her zaman babasının biricik kızı ve annesinin kediciği olarak kalmaktan yana.

Kendisini üzebilecek olan her durumda önce kendi duygu ve düşüncelerini, kırılmışlığını değil Aslan’ı getiriyor aklına. “O üzülmüş müdür?” diyor her seferinde ve siz “Artık kendini düşün!” diyerek sinir olmadan duramıyorsunuz. Ayrıca her insan hakkında analiz yapma çalışmaları… Evet, İde’nin her tanıştığı insan hakkında bir fikri var, buna Aslan’da dahil, onları gerçek anlamda tanımasa bile onlar hakkında çok rahat fikir sahibi olabiliyor. Bu sanırım İde’nin psikoloji okumasından kaynaklanıyor ve bu konuda yazarı Merve Akıncı’yı tebrik etmeden duramıyorum. İde karakterini oluştururken mükemmelliyetçiliği bir kenara bırakıp gerçekçi bir karakter olmasına odaklanmış görünüyor ve bu da onun karakter oluşturma konusunda oldukça iyi bir yazar olduğunu gözler önüne seriyor. Zaten yorumun sonuna bırakacağım alıntılardan ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Dediğim gibi ilk yüz sayfaya kadar İde’nin çelişkilerine, duygu değişikliğine ve her insan hakkında bilgi sahibi olabilmesine inanamamış olsam da Aslan’la bir araya geldikçe kendini öyle bir sevdiriyor ki… Bu sefer de bu kadar sevebilmesine inanamıyorsunuz. Sevdiği adamı öyle güzel tasvir ediyor ki size, belki de Aslan gerçekten o kadar mükemmel bir adam değil ama onun gözünden Aslan’ı okuduğunuz için hayran kalmaktan başka bir şey gelmiyor elinizden…

O zaman sizi çok seven Şahmelek alıntılarıyla başbaşa bırakıyorum.

“Ardından elimi bırakıp hastanenin kapısına doğru ilerledi. Bense arkasında kalmış, büyüsünden çıkmaya çalışıyordum. Aslan büyüsü… Ona özel o kadar çok şey vardı ki… Aslan büyüsü, Aslan kokusu, Aslan güzelliği… Düşünsem bunu daha da uzatabilirdim.”

“Boğuk kıkırtısı kulaklarıma ulaştı. Bu sesi ne zamandır duymuyordum. Ruhuma iyi gelen şey bu muydu yoksa? Ah, güzel adam… Hep benim için böyle gül isterdim…”

“İnanıyordum ki birlikte olsak her şey daha güzel olacaktı. Belki daha kolay… Ama o hala tuğlalarını dizmekle ve inatla kat çıkmakla meşguldü. Gözü beni bir türlü görmüyordu. En azından benim istediğim şekilde…” 

“Basit ve ucuz ilişki peşinde değildi. Aslında sorun, ilişki peşinde olmamasıydı. Kendini duygusal ilişkiye kapatmış biri gibi geliyordu. Daha önceden bu konuda yara almış mı diye merak ediyordum. Beni dış görünüşünden çok çeken, karakteriydi. Zor adamdı. Zor ama güzel adam… Şu an bunları düşünürken bile beni gülümsetebiliyordu. Vücudumun ona verdiği tepkileri kontrol edemiyordum. Bu farklıydı… Daha önce yaşamadığım, bir şeydi.

Romantik kitap arayışı içindeyseniz, Şahmelek, size bir kadının bir adama duyabileceği sevginin en fazlasını, Merve Akıncı’nın naif kaleminden anlatıyor. İde ve Aslan’ın eşsiz aşklarını okurken, kendinizi bir salıncakta sallanıyor gibi hissedeceksiniz.

Sevgilerimle,

Aysu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s